Utku Cevre

Zorba

1964’te film uyarlaması gösterime girdiğinde, büyük ölçüde başrolündeki iki Oscar ödüllü dev aktör Anthony Quinn’in müthiş oyunculuğu sayesinde dünyada iyice tanınır hale gelen Zorba romanı, kitaba adını da veren Alexis Zorba karakterinin şahsında insanlık durumunu isimsiz anlatıcımızın gözünden etraflıca inceliyor. Girit doğumlu yazar Nikos Kazancakis, Dante’nin İlahi Komedya’sı ve Buda’nın öğretisi gibi yazılı metinlerde kendini arayarak memleketine dönen (bir anlamda çıktığı toprağa yabancılayan) anlatıcısını, Kuzey Makedonyalı bir yabancıyla hayat ortağı ediyor. Romanda Madam Hortense karakteri hem kitaptaki tabirle “Frenk” olmasıyla bir yabancı, hem de 1897-1898 Osmanlı-Yunan Savaşı sonrası Avrupalı devletlerin işgali sonucu uluslararası kontrol altına giren ve Lozan’da karara bağlanan mübadeleye kadar oranın yerlisi Türklere karşı şiddetli bir mezalime sahne olmuş Akdeniz adası Girit’in ölmekte olan kozmopolitliğinin metaforu biçiminde bir eski zaman romantizmi. Kitapta bazı şiddet sahneleri var, okuyucuyu uyarmak gerekiyor, ancak Kazancakis şiddet yanlısı biri değil. Milliyetçi olmadığı, hatta sosyalizme yakın durduğu söylense de örneğin 1946-1949 Yunanistan İç Savaşı’nda da açıkça komünist cepheye taraf olmaktan ziyade savaşın kendisine karşı fikir beyan eden bir anti-militarist. Başkarakteri Alexis Zorba da buna paralel olarak, Balkan Savaşı’nda Bulgarlarla savaşırken vicdanıyla çok defa yüzleşmek zorunda kalmış biri. Yaşamın spontaneliğine ve özgürlüğe önem veriyor. Ne nihilist ne hedonist ne de natüralist, ancak hepsinden bir şeyler almış özgün bir anti-kahraman. Kazancakis’in mezar taşındaki yazı Zorba’ya da uygun düşüyor:

Hiçbir beklentim yok. Hiçbir şeyden korkmuyorum. Özgürüm.

Okunmaya değer bir klasik, öneriyorum.

Zorba (Nikos Kazancakis, 1946, çeviren: Ahmet Angın, Can Yayınları / 2019)

#kitap inceleme