Yazmak
1959 tarihli Alain Resnais filmi Hiroşima Sevgilim’i seyrederseniz, senaristi Marguerite Duras’nın nasıl farklı bir iş çıkardığını görürsünüz. Doğrusal olmayan kurgusuyla geçmişin ve şimdinin, Fransa ve Japonya’nın, savaş ve barışın, film, hayat, delilik, anı gibi gerçekliklerin iç içe geçtiği son derece orijinal bir iştir. Özgün tarzıyla Fransız Yeni Dalga sinema akımına da öncülük etmiş olan filmin senaryo dalında Oscar’a aday olduğunu da hatırlatayım. 1914 doğumlu yazarın neredeyse 80 yaşına merdiven dayamışken yayınladığı Yazmak kitabı da, tıpkı Hiroşima Sevgilim ve yazarın zihni gibi, şiirsel, karmaşık ve insancıl. Duras’nın uzun ve kısa denemelerini okuyorsunuz, evini, yazmanın onun için ne ifade ettiğini, neden yazdığını… Ölmekte olan bir sineğin tasvirini, onunla ilgili duygularını sayfalarca okuyabiliyorsunuz. Yıllar önce hayata gözlerini yummuş genç bir asker için de duyguları değişmiyor. İnsan olmaktan da yalnız olmaktan da hiç vazgeçmiyor. Daha önce yayınlanmamış bir de tretmanını okuyorsunuz. Hiroşima’yı izleyenlere tanıdık geliyor, oysa bu defa olay Roma’da geçiyor. Kısa bir kitap olmasına rağmen okuması bence kolay değil, baştan söyleyerek meraklısına öneririm.
