Yavaşla
İçinde yolcular taşıyan bir belediye otobüsünün şoför koltuğundasınız ve hızınız saatte 80 km’nin altına düşerse otobüs patlayacak. Bu cümle, Keanu Reeves ve Sandra Bullock’un başrollerinde oynadığı ve izleyicinin kalbini kazandığı 1994 tarihli “Speed / Hız Tuzağı” filminin konusu olduğu kadar, çoğumuzun günlük hayatının da bir alegorisi. Yavaşlarsak öleceğimizi düşünüyoruz. Tam tersi olmasın?
Sihirbaz David Blaine’in, su altında oksijen destekli nefes tutma dalındaki dünya rekorunu, Oprah’ın canlı yayınlanan programında nefesini 17 dakika tutarak kırmasıyla (2008’de kırdığı rekor günümüzde 24 dakikaya kadar geliştirilmiş) ilgili TED konuşmasını dinlerseniz, bütün konsantrasyonunun kalp atış hızını yavaşlatmakta olduğunu öğrenirsiniz. Sporcu nabzı denilen kavram, rutin zamanlarda kalbin yavaş atması ve gerektiğinde yüksek nabızlara çıkabilmekten geçiyor. Tekniğin özünde, aldığınız nefesin bilincinde olmak ve eninde sonunda dakika başına aldığınız nefes miktarını azaltmak, bunun yerine nefes aldığınızda bir seferde soluduğunuz havayı arttırmak var. Tom Robbins’in kült romanı Parfümün Dansı’nda bu teknikle nefes alarak yüzyıllar boyu yaşayan Kral Alobar da sonsuz yaşamın sırrını şöyle vermiyor muydu?
Doğru dürüst soluk alın, meraklı kalmayı sürdürün ve pancar yiyin.
“Bul karayı al parayı” oyununda bardakları sürekli oynatmazsa foyası meydana çıkacak bir dolandırıcı gibi, çoğu zaman illaki her şeye müdahale etmezsek tek ayak üstünde yakalanacağımızı düşünüyoruz. Tüketerek, istifade ederek, az kaynağa çok getiri, az zamana çok şey, az lafa çok iş sıkıştırmaya, her şeyden sonu gelmemecesine faydalanmaya çalışıyoruz. Tek mottomuz var. Asla geri adım atmamak.
Oysa tarih bize gösteriyor ki, zamanında, kendi kontrolünüz altında geri çekilip yeniden toparlanmadığınızda, arkanızdan atlı kovalarken ricat etmek, sizi yetişmeye çalıştığınız yerin çok gerisine götürür. Atatürk, “Hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır” stratejisini buna göre kurup, zaferi sabırla aldı. Yavaşlayın ve sabredin. Herkes size koş derken sağlam adımlarla yürüme yolculuğunda yanınızda olan Kendimce Düşünceler’i okuduğunuz için tekrar teşekkürler. Hadi başlayalım.
Kendimce Düşünceler bültenine abone olmak ücretsiz. Hadi siz de katılın!