Yaşadım Diyebilmen İçin
Kendimce Düşünceler’in ikinci sezonunun dördüncü sayısından herkese merhaba! Hayatın içinde dikkatimizi vermezsek fark etmediğimiz küçük anlar var. Her sayıda bu küçük anlara dikkat kesilip, bunların çağrıştırdığı soruları arıyorum. Bakış açınızı Romalı Stoacı filozof Seneca, bundan neredeyse iki bin yıl önce kaleme aldığı Yaşamın Kısalığı Üzerine isimli denemesinde, asıl önemli olanın dolu dolu yaşanmış bir ömür olduğunu anlatmak için bir deniz yolculuğu metaforunu şöyle kullanır:
Güçlü bir fırtınanın limandan koparıp oradan oraya sürüklediği veya farklı yönlerden esen çılgın rüzgârların etkisiyle aynı yerde dönüp duran bir adamın, uzun bir deniz yolculuğu yaptığını düşünmenin ne anlamı var? Uzun bir deniz yolculuğu yapmadı, sadece uzun süre fırlatıldı durdu.
Seneca, Roma’nın en karışık dönemlerinden birinde, milat sonrası Sezarlarını sırasıyla Augustus, Tiberius, Caligula, Claudius ve Neron olmak üzere görmüş bir hatip. Zenginlik içinde yaşamış, ancak Mutlu Yaşam Üzerine isimli denemesinde de söylediği gibi, zenginliğiyle ne övünmüş ne de bu durumu gizlemiş, değişken ve her an kaybedilebilecek bir özellik olduğunu bilmiş. Bir süre öğretmenliğini ve danışmanlığını da yaptığı Neron’un yanından ayrılıp kendini iyice felsefeye verdiği sıralar, bir komplo sonucu ölüme mahkûm olan, bunu da Stoacılara özgü bir tür ölüm kabullenişi ile karşılayan güçlü bir ruh. Şans ile gelen maddi-manevi kazancın erdemli olduğuna inanmasa da, şimdi buradan bakınca kötü şans ile kaybettiği şeyler olduğu görülüyor. Elbette bu da erdemsizlik değil.
2007 tarihli The Man From Earth filminde başkarakter John Oldman (soyada dikkat), profesör olarak çalıştığı üniversitedeki meslektaşlarına veda ettiği bir gün ortaya çıktığı üzere, doğrusu tek mekânda geçen film boyunca enine boyuna tartışıldığı üzere, Yontma Taş Devri’nde dünyaya gelmiş ve genetik bir anomali dolayısıyla 14 bin yıl hayatta kalmayı başarmış biridir. Kanıt göstermesini isterler, ancak oradan oraya geçen uzun bir ömürde yanında herhangi bir hatıra eşya taşıyamadığından bahseder. Sahip olduğumuz eşyalardan fazlasıyız.
Semavi dinlerdeki tufan öncesi atalardan biri kabul edilen, Nuh’un dedesi Metuşelah’ın 969 yıl yaşadığına inanılır. California’da ismini bu uzun ömürden alan bir ağaç var. 4857 yıllık yaşam süresiyle, dünyanın en yaşlı ağacı. Heybetli bir fotoğrafı aşağıda.

Şimdi, bu örneklerden ne çıkarmak gerekiyor? Yaşamın kendisi değerli bir armağan. Bu yaşamı nasıl geçireceği yüzde elli insanın kendi tercihlerine, yüzde elli de şansa bakıyor. Mühim olan, içten içe hissettiği kendi yaşam planına uyması. İmkânı varsa bir nesil bırakması, karşılık beklemeden sevgi ve mutluluk vermeyi tatması. Hiç yoksa toprağa bir çekirdek serpmesi, bir su vermesi. Şairin dediği gibi:
Böylesine sevilecek bu dünya
”Yaşadım” diyebilmen için…
Anlamlı bir yaşam yolculuğunda yanınızda olan Kendimce Düşünceler’i okuduğunuz için tekrar teşekkürler. Hadi başlayalım.
Kendimce Düşünceler bültenine abone olmak ücretsiz. İlham vermesi için hadi siz de katılın!