Utku Cevre

Unut

Tecrübe ettiğiniz her ayrıntıyı hatırlamak zorunda kaldığınızı düşünün. Bir bulutun belirli bir gündeki her hareketini, karşılaştığınız tüm insanların bütün mimiklerini, olayların hepsini, bir yazının noktalama işaretlerini, bir acının soğan gibi ince ince katmanlarını, aynadaki aksinizin en ufak değişimlerini, ışığın göz kamaştırıcı huzmelerini, bir dalganın renk paletini, şarkı söyleyen birinin yaptığı her hatayı, vicdan azaplarını, sevinçlerin çağrıştırdıklarını ve sayamayacağım kadar çok detayı.

Usta yazar Jorge Luis Borges’in 1944 tarihli kısa hikâyesi “Funes el memorioso / Unutmayan Funes” tam da böyle bir karakteri anlatır. Attan düşen Funes, duyumsadığı her şeyin bütün ayrıntılarını hafızasında tutmaya başlar. Okuduğu bir kitabı kelime kelime aktarabilir. Karakterin kendi ifadesiyle “dünyanın dünya olduğundan beri yaşamış tüm insanlardan daha fazla” anısı vardır. 19 yaşındaki Funes’i ziyarete gelen ve bu kadar hatıranın onu piramitlerden ve kehanetlerden bile yaşlı kıldığını aktaran anlatıcımız, karakterin düşünme yetisine ise şöyle bir eleştiri getirir:

Düşünmek, farkları unutmak, genellemek, soyutlamaktır. Funes’in fazlasıyla dolup taşan dünyasında ise yalnızca ayrıntılar vardı, neredeyse birbirine bitişik ayrıntılar.

1988 tarihli Rain Man filminde Dustin Hoffman’ın Oscar ödüllü bir performansla canlandırdığı Raymond Babbitt karakteri, literatürde savant sendromu olarak geçen ve yaklaşık milyonda bir görülen bu hiçbir şeyi unutmama durumundan muzdaripti. Karaktere ilham vermiş gerçek hayattan bir savant (kimilerine göre megasavant) olan ve 2009’da hayata gözlerini yuman Kim Peek, ortalama bir IQ’ya sahip olmasına rağmen, okuduğu veya dinlediği her şeyi yıllar sonra bile aynı netlikte tekrarlayabiliyordu. 58 yıllık hayatı boyunca farklı dallarda yaklaşık 12 bin kitabı okuyup ezberlemişti.

kitap üstüne kitap okuyoruz

Unutmaya müsamaha etmek, öncelikle kendimize karşı yapabileceğimiz bir iyilik. Olayların özünü, iletişim kurduğumuz insanların duygularını, sevdiklerimizin yüzlerini, bir de emin olduğumuz değerlerimizi hatırlamamız yeterli. Unutmanın en kolay yolu da yazmaktan ve yalnızca gerektiğinde dönüp bakmaktan geçiyor. Böylece yeni düşüncelere yer açabilirsiniz ve dolu bardağı doldurmaya çalışmazsınız. Düşünmeye fırsat tanıma yolculuğunda yanınızda olan Kendimce Düşünceler’i okuduğunuz için tekrar teşekkürler. Hadi başlayalım.

Kendimce Düşünceler bültenine abone olmak ücretsiz. İlham vermesi için hadi siz de katılın!

#kişisel_gelişim