Utku Cevre

The Worst Person in the World

Bu yıl Cannes Film Festivali’nde Sentimental Value filmiyle Grand Prix / Jüri Büyük Ödülü’nü, yani festivalin en prestijli ikinci ödülünü kazanan Norveçli yönetmen Joachim Trier, birçok kişinin sandığı gibi Lars von Trier’in akrabası değil diyerek sözlerime farklı bir yerden başlamak istiyorum. Yazar ve yapımcı ortağı Eskil Vogt ile beraber yazdıkları ve Trier’in çektiği 2021 tarihli The Worst Person in the World, senaryo dalında Oscar heykelciğine de aday olan, çok, çok başarılı bir eser. Yönetmenin Oslo Üçlemesi’nin son ayağı olan filmimiz, 30 yaşının eşiğindeki başkarakterimiz Julie’yi ailesi ve kariyer seçimleriyle tanıtırken, seyirci olarak aşk hayatına özellikle detaylıca baktığımız bir dört yıl bağlamında neredeyse bütün film boyunca karakteri takip ediyoruz. Başroldeki Renate Reinsve Cannes’dan ödülle döndüğü bu maratonda, bize gerçek Julie’yi her haliyle, her tepkisiyle gösteriyor. Trier’in filmdeki en büyük mahareti yaptığı tempo oyunlarında. 12 bölümde anlattığı öyküsünü, birer önsöz ve sonsözle de taçlandırıyor. Dizi estetiği olarak adlandırabileceğim bir yöntemle, modern seyircinin odaklanma problemlerine ilaç olmuş. Stilize bir yapımla karşı karşıya olduğumuzu söyleyebilirim. Tür olarak romantik dramedi deniyor, haksız olmayan bir hibrit yakıştırma. Birçok ilham kaynağı olduğu kesin ancak bence en güçlüsü Woody Allen’ın aynı adlı filminde Diane Keaton’ın canlandırdığı Annie Hall karakteri. Epizodik anlatımı, zaman atlamaları ve başkarakterin (Allen’ın canlandırdığı Alvy Singer’ın gözünden anlatılsa da filmin başkarakteri Annie’dir) her şeye rağmen bağımsızlığını öncelemesi ile bence Trier bu klasiği çok iyi etüt etmiş. Geçmişte film üzerine bir değerlendirme de yazmıştım, isteyenler buradan ulaşabilir.

DXP4WT-H-2022.jpg (1296×730)

Şimdi, Substack’te ve başka ortamlarda The Worst Person in the World filminin çok analizi yapıldı. Özellikle filmin ismi üzerinden, başkarakter iyi mi kötü mü, gerçekten saf iyilik ve kötülük diye bir şey var mı, aşkta iyilik ve kötülük olur mu tandansında incelendiğini görüyorum. Bir bakış açısı da ben getireyim istiyorum. Bol miktarda spoiler vereceğim için hiç bilgi almak istemeyenlerle bu noktada vedalaşabiliriz.

Filmin bence çekirdeğini, yani ana temasını söyleyerek başlayayım: İnsanın kendisinden beklenenleri yapmaması. Bence bütün film bunun üzerine kurulu. Julie’nin tıbbı kazanıp psikolojiye gitmesi, oradan fotoğrafçılığa merak salması, ancak yıllarca kitapçıda çalışması iyi bir örnek. Erkek arkadaşının çocuk beklentisine olumlu yanıt vermemesi. Babasının kendisine babalık etmekle ilgilenmemesi, sudan bahanelerle evine bile gelmemesi. anneannesinin Julie’nin makalesini okumaması. Aksel’in çizdiği provokatif karakter Bobcat’in (Kötü Kedi Şerafettin’i ne kadar da çok andırıyor) temsil ettikleriyle feminist eleştirmeni irrite etmesi, çizerin radyo programında tatmin edici bir cevap bile vermemesi. Elvind’in kanaatkarlığıyla Julie’yi deli etmesi. Julie ve Elvind’in partide tanıştıkları sahnede konvansiyonel anlamda aldatmamaları. O kadar çok örnek sayabilirim ki.. Aksel’in trajik öyküsünde Julie’nin tutumu sanırım en bariz olanı. Kazara başlayan hamileliğinin bitimindeki gülümsemesi, epilogdaki aktrisin arzu edilen oyunu verememesi de dahil, kimse beklentileri karşılamıyor. Çoğu zaman teşebbüs bile etmiyor. Film bu anlamda çok güçlü metaforlar içeriyor. Aşırı beklenti tabii ki iyi bir şey değil, ancak ahlakçı bir tutum sergilemesek bile bencil tarafımızın öne çıkması sanırım toplum olarak dikiş tutturmamızı engelleyebiliyor. Bazen o kadar yalnızca bize kadar yer oluyor ki hayatta, diğer her şey ve herkes adeta olduğu yerde duruyor (filmin meşhur sekansı gibi). Altruistik sevginin en yoğun hali genellikle annelik sayıldığından, bu alandaki metafor da bence cuk oturuyor. İşin sonunda her şeyi bencelemek, her şeyi kontrol etme isteği getiriyor, kontrolü kaybettiğimizde de yer ayağımızın altından çekilmiş oluyor. Filmin finalinin, fotoğrafların karşısında, camdan dışarı bakmayan bir Julie ile bitmesi bile anlamlı.

Yazsak sayfaları bulacak bu filmi Max platformundan seyredebilirsiniz. Öneririm.

Worst_1-800x450.png (800×450)

#sinema yazısı