The Matrix Resurrections
Şimdi size hem eleştirmenlerin yerden yere vurduğu hem ilk üçlemeyle aynı tadı bulamamış hayranlarını küstüren hem de dev bütçesine yetişmekten uzak gişe hasılatıyla yapımcısını üzen bir filmde neleri sevdiğimi anlatacağım.
- Kurmaca eserlerin bittiği yerden sonrasını merak eden magazinseverler için pahalı da olsa bir fantezinin gerçeğe dönüşmüş hâli. İçinde Niobe’den, Merovingian’a kadar ilk üçlemeden bir sürü karakter var. Film kendisinin farkında ve karikatürize etmekten de çekinmiyor.
- Bilinçli bilgisayar programlarının gerçek dünyada fiziksel aktivite göstermesine izin veren exomorphic particle codex veya yer altındaki şehrin biyogökkubbesi gibi icatlar en az ilk üçlemedeki bullet-time buluşu kadar ilginç.
- İnsanlarla bir arada yaşamaya gönüllü olan bilinçli makine türü synthients konsept olarak güzel ve modern. Kujaku karakteri Miyazaki animelerinden fırlamış gibi. Filmi Ghost in the Shell, Sprited Away ile buluşursa olarak tanımlasak mübalağa olmaz.
- İlk üçlemede The Architect karakterinin kurduğu Schema-Driven ve Monolitik yapıda bir Matrix varken, ikinci üçlemede The Analyst karakterinin kurduğu Domain-Driven ve Mikroservis yapısında bir Matrix var. Bu maddeyi okuyan bilgisayar mühendislerini sevgiyle selamlıyorum.
Bu hafta 2021 tarihli The Matrix Resurrections’a yer vermemin bir nedeni de ülkemizde BluTV’yi satın alarak yayın hayatına başlayan Max platformundaki içeriklerden biri olması. Özellikle 90’ların sonu ve 2000’lerin başında çektikleri Six Feet Under, Carnivàle gibi, vaktiyle televizyonlarda sansürlü halini izlediğimiz unutulmaz dizilerin yapımcısı olan HBO’nun tüm içeriklerine ulaşabiliyoruz. Platforma göz atmanızı öneriyorum.
