Utku Cevre

The Creator

2014 tarihli Godzilla filmiyle Uzak Doğu’ya olan düşkünlüğünü gösteren ve franchise’ı 50 sene sonra orijinal ayarlarına döndüren (daha sonra King Kong’la birleşip kaijulardan kaiju beğendirseler de) yönetmen Gareth Edwards, 2018 tarihli Star Wars spin-off’u Rogue One ile de hem büyük ölçekli bilim kurgunun altından kalkabileceğini hem de insani yanı ön planda bir Star Wars filmi ortaya çıkarabileceğini göstermişti. Bence 2023 tarihli The Creator buralardaki tecrübelerinin harmanı. Yapay zekânın bir büyük felaketin ardından batı ülkelerinde tamamen yasaklandığı ancak doğu ülkelerinde iyiden iyiye hayatın içine girdiği bir gelecekte geçen film, her şeyi gören gözüyle Nomad isimli dev bir uzay istasyonu vasıtasıyla YZ türleri uzaydan yok edilirken, tüm dengeleri değiştirebilecek sürpriz bir yapay zekâ formunun bir eski asker tarafından, yaratıcısı olan Nirmata kod adlı isyancıya götürülmesinin öyküsü. Filmin esin kaynaklarını saymak gerekirse, bence kesinlikle Alfonso Cuarón’un harika filmi Children of Men’den etkilenmiş. Uzak Doğu’da sazlıkların, nehrin, ormanların içinde geçen savaş sahneleri Apocalypse Now, Platoon gibi filmlere göndermelerle dolu. Doğu kültürüyle özdeşleşen barışçıl, korumacı, varoluşçu YZ formları ise öylesine orijinal ki, filmi benim gözümde bir tür gelecek belgeseli havasına büründürüyor. Atmosfer olarak farklı olmasına rağmen belki yalnızca Blade Runner’da yakalanmış bağımsız tür olarak yaşama hakkı konusu burada tüm detaylarıyla işleniyor. Filmin temel öyküsünde klişeler mevcut, senaryo boşluklarından da yer yer söz edilebilir ancak özellikle başrol John David Washington damarlarındaki oyunculuk kanını (Denzel’in oğlu ne de olsa) her filminde hissettiriyor, Ken Watanabe her zamanki gibi olgun bir aktörlük sergiliyor, çocuk oyuncunun ise bence yolu açık. Bilim kurgu meraklılarına öneririm. Prime Video’dan izleyebilirsiniz.

the-creator-3-ht-gmh-230925_1695676060229_hpMain.jpg (3072×1199)

#sinema yazısı