Sinek Isırıklarının Müellifi
Yıllar önce Bizim Büyük Çaresizliğimiz kitabını okuyup çok sevdiğim (erken kaybettiğimiz Seyfi Teoman’ın yönettiği aynı adlı sinema uyarlamasıyla hatırlayıp ayrıca hazzettiğim), Türk edebiyatının özgün kalemlerinden Barış Bıçakçı’nın bu okuduğum beşinci kitabı. Bıçakçı’nın biçimini veciz ve yalın olarak tanımlayabilirim. Baharda Yine Geliriz minik hikâye parçacıklarıydı, Aramızdaki En Kısa Mesafe olay örgüsünden bağımsız çocukluk anıları, Seyrek Yağmur ise bir lüzumsuz adamın uyanık saatleri olarak tanımlanabilir. İlk okuduğum romanının tadını bir türlü alamadıktan ancak ısrarla okumaya devam ettikten sonra, nihayet Sinek Isırıklarının Müellifi, Yusuf Atılgan, Oğuz Atay geleneğinden gelen bir “yazar” kitabı olarak kendini sevdirdi. Zaten kitabın adında geçen müellif de kelime anlamı olarak “yazar” demektir. Bu romana, yazarın adı konulmamış yazarlık atölyesi bile diyebiliriz. İlham kaynaklarını doğrudan listelemesi cesur, yazarlara göndermelerini esirgememesi saygılı. Toplu konutları mekân olarak seçmek suretiyle anlattığı çiftin öyküsü, işten ayrılıp aylaklık ederek yazmaya başlayan başkarakter Cemil ve doğaya aşık doktor eşi Nazlı, bana Tehlikeli Oyunlar’ın başkarakterleri Hikmet ve Sevgi’yi çağrıştırdı. Cemil’in yazarlıkla ilgili beylik söylemleri Oyunlarla Yaşayanlar’ın Coşkun’unu… Yusuf Atılgan’a sıkça yaptığı atıflar ve Cemil’in bastırılmış azgınlığı Anayurt Oteli’nin Zebercet’ini… Tanıdık temaları ile keşke daha uzun yazsa da okusak diyebileceğim yazarın bu romanını gönül rahatlığıyla öneririm.
