Utku Cevre

Serenad

Rönesans insanı diye bir tabir var bildiğiniz üzere. Yani, rönesans zamanı sanatçıları gibi, birden çok disiplinde eser üretebilen, tabiri caizse on parmağında on marifet insanlar için kullanılıyor. Özellikle de sanatçılar için. Garip bir yerden karşılaştırmak gerekirse, en iyi sporcuların hangi spor dalında yarışırlarsa yarışsınlar başarılı olabileceklerini, en azından üst düzey rekabetçilik gösterebileceklerini biliyorsak, en iyi sanatçıların da sanat dalı fark etmeksizin kaliteli eserler üretebileceklerini, içlerindeki ilhamı farklı formlarda başarıyla dışa vurabileceklerini bilmeliyiz. İşte Zülfü Livaneli. Saz ustası, orkestra besteleri yapabilen bir müzik dahisi, film yönetmeni, derin bir düşünür ve keyifle okunan bir yazar. Bunu tahmin olarak söylüyorum ama bence bir odaya kapanıp heykel de yapsa işin sonunda değerli bir sanat eseri çıkarmayı başarır. Yakın arkadaşı Yaşar Kemal’den el mi aldı bilmiyorum ama, erken başladığı fakat geç meşhur olduğu edebiyatçılığı özellikle bir başka.

1985 civarında çekilen fotoğrafta soldan sağa: Yaşar Kemal, Müjde Ar, Zülfü Livaneli, Nükhet Duru, Tarık Akan.

Serenad’ı nasıl anlatmalı? Türkiye’de devlete, üniversitelere, daha da genişletmek gerekirse müesses nizama objektif bir bakış mı? Yalnız bir annenin toplumdaki yerini gösteren sosyal gerçekçi bir eser mi? Yakın tarihin, yakın coğrafyamızda tecelli etmiş, Struma’nın batışı gibi önemli unsurlarına değinen, 1940’larda ülkemizde cirit atan casusları da boş geçmeyen (Murat Yetkin’in Meraklısı İçin Casuslar Kitabı’nı da parantez içinde önermiş olayım) bir politik tarih kitabı mı? Yoksa hayali bir profesörü gerçek zannettiren, mektubunu imzalayış şeklinde gülümsetirken gözyaşı döktüren bir aşk hikayesi mi? İşte bunların hepsini, zaman açısından Christopher Nolan’ın Dunkirk filminde yıllar sonra bir benzerini yaptığı şekilde paralel kurguyla, bir uçak yolculuğu, birkaç günlük mihmandarlık ve birden çok ömre sığan bir öyküyü aynı anda anlatma başarısını gösteriyor. Livaneli gerçekten çok şey anlatmak istiyor, bu bakımdan yoğun, fazlaca bilgi içeren bir kitap olduğunu söylemeliyim. Göndermelerini, karşılaştırmalı tespitlerini, karakterlerinin farklı görüşlerini çok sevdim. Özellikle ikinci yarısını bir çırpıda okudum diyebilirim. Hiç Zülfü Livaneli okumadıysanız başlamak için daha kısa, daha niş konulu bir kitabını seçebilirsiniz belki ama en sevdiklerinizden biri olacağını tahmin ederim. Gönül rahatlığıyla öneririm.

Serenad (Zülfü Livaneli, İnkılap Kitabevi / 2021, İlk Basım: Doğan Kitap / 2011)

#kitap inceleme