Utku Cevre

Sadece Yüzelim mi?

Zihnimizin odalarının bazılarının kapısı kilitli, öyle ki odada ne olduğunu bile unutmuşuz. Her sayıda, ardındaki güzellik ve derinliği görebilmek için bu kilitli odalardan birini açacak bir anahtar yontmaya çalışıyorum. Bir işe başlarken sonucuyla ilgili beklentinizi düşük mü tutarsınız, yoksa yüksek mi? Aslında soruyu şöyle de sorabilirim, kayıplara üzülmemeyi kazançlara sevinmeye yeğler misiniz? Belki kayıp ve kazanca bakışımızla ilgili olarak önce işin bilimsel yanına göz gezdirmek doğru olacak.

Davranışsal ekonominin kurucusu sayılan Nobel ödüllü Daniel Kahneman’ın beklenti teorisinde yer verdiği bir bilişsel ön yargı var: kayıptan kaçınma (loss aversion). Bu ön yargıya göre insanlar kayıplara kazançlara oranla daha yüksek tepki veriyor. Yani bir işin içinde yüzde bir bile kaybetme ihtimali varsa, kazancı çok daha az olan garanti alternatifini tercih ediyorlar. Yine Kahneman’ın çalıştığı bir başka ön yargı olan batık maliyet yanılgısı (sunk cost fallacy) daha da ilginç. Bu ön yargıya göre, insanlar kaybetmeye başladıklarında telafisi mümkün olmayan yatırımları boşa gitmesin düşüncesiyle kaybettiren işten vazgeçmek de istemiyorlar. İronik olan şu; insanlar en çok kaçındıkları kayıpla bir kez karşılaşınca, kaybetmeyi de durduramıyorlar.

Yalnızca ekonomik de değil, her yaptığımız işte içten içe bize çelme takan sabotajcılarımız olur. Metaforik bir yüzme müsabakasında olduğunuzu düşünün. Bileklerinize ağırlıklar bağlayarak havuza atlıyorsunuz. Buradaki düşünceniz şu; hedefinize ulaşamazsanız bahaneniz hazır, bileklerinizde ağırlıklar vardı ve başaramamanın sorumluluğu size ait değil. Diyelim ki bir şekilde hedefinize vardınız. O zaman da işin gururu artacak. Bileklerinizdeki ağırlıklara rağmen hedefinize ulaştınız, herkesten daha zor şartlardaydınız, gururlanmak hakkınız. Kulağa nasıl geliyor? Her durumda kazanıyorsunuz değil mi? Beklentiyi düşük tutmak gibisi yok. Gerçekten öyle mi? Artık şu bileklerimizdeki ağırlıkları çıkarsak mı?

yüzen çocuk

Epiktetos’un bilgece sözünün tam yeri:

İnsanları üzen olayların kendisi değil, sadece olaylar hakkındaki yargılarıdır.

Beklentimizi düşük tutup sonunda üzülmemeye çalışmak bizi mutlu etmez. İyiyi, güzeli, yükseği kuvvetlice hayal etmek, çaba göstermek ve nihayetinde bunlara ulaşamamak bizi ancak anlık olarak üzebilir. Bu yolda kazandıklarımızı ise kaybetmemizin olanağı yoktur. Asıl mücadelemiz zaten dışarıyla değil içeriyledir. Kabullendiğimiz gerçekliğin sıkıcı maskesini, benliğimizdeki ejderlerle savaşarak hareketlendirebiliriz.

Suya atlarken giydiğiniz bir can yeleği gibi sizi kollayan Kendimce Düşünceler’i okuduğunuz için tekrar teşekkürler. Hadi başlayalım.

Kendimce Düşünceler bültenine abone olmak ücretsiz. İlham vermesi için hadi siz de katılın!

#kişisel_gelişim