Utku Cevre

Ready or Not

Sinemada korku türünün garip bir şekilde en iyi anlaştığı bir başka tür komedi. Özellikle kara komedi alt türü ile birleştiği çok iyi örnekler var. Mesela Peter Jackson’ın 1992 yapımı Braindead filmi, zombi istilası korku filmlerinin klişesi olan zombileri dışarıda tutma klişesini ters yüz ederek, yanlışlıkla zombiye dönüşmekte olan ailesini evin içinde tutmaya çalışan bir başkarakteri izletirken kahkahalar attırır. Sam Raimi’nin 1981 tarihli Evil Dead filmi ve sonraki yıllarda çektiği devam filmleri olan Evil Dead II ve Army of Darkness ise başkarakter Ash’in komik tepkilerinden de aldığı kuvvetle, o yıllara kadar son derece ciddi takılan teenslasher alt türüne espri enjekte etmeyi başarmıştır (Raimi’yi harika Doctor Strange in the Multiverse of Madness filminden tanıyanlar ustanın genç yaşta çektiği klasiklerine de baksın, aynı tadı alırlar). 2000’li yıllar ise korku filmlerini kara komedi türüyle birleştirirken sosa bir süredir unutulmuş yeni bir baharat daha ekledi, sınıf çatışması.

Önüm arkam sağım solum sobe, saklanmayan ☠️

2013 tarihli The Purge, 2017 tarihli Get Out (özellikle çok iyi bir film) ve 2022 tarihli The Menu gibi örneklerini çoğaltabileceğimiz bu alt-alt tür (sınıf çatışması temalı kara korku komedi) aynı zamanda ırk ve cinsiyet gibi sınıflandırmalar üzerinden yapılan ayrımcılığa da değme sosyal gerçekçi filmin yapamadığı kadar dem vuruyor. Şimdi gelelim 2019 tarihli filmimiz Ready or Not’a. Öncelikle filmin korku dozu düşük. Jump scare hemen hemen hiç yok. Splatter türünde, kanlı bir film, tabii bu kimilerini rahatsız edebilecek ifadeyi örneklendirmek açısından Quentin Tarantino’nun Django Unchained filminin son 20 dakikasını veya Matthew Vaughn’un Kingsman filminin sonunu da pekâlâ splatter olarak nitelendirebiliriz. Senaryo ne anlatmak istediğini iyi biliyor, birkaç karaktere odaklanıyor, diğerleri tip niteliğinde kalıyor, süresinin karakter derinleştirmeye yetmediğini düşünüyorum. Ancak sanat yönetimi ve tempo çok yerinde, bazı devamlılık problemleri ve mantık hataları var (örneğin aracın stop ettiği sahne) ancak onlara da insan aldırış edemiyor, çünkü film ürkütücüden ziyade eğlenceli, açıkça (ve haklı olarak) Grace karakterinin tarafında, zengin-fakir, geniş aile-yetim, gelin-damadın ailesi, sadakat-ihanet, gelenekçilik-modernlik çatışmalarından da güzelce besleniyor. Netflix’ten izleyebileceğiniz filmin devamının çekileceği kesinleşti, onu da merakla bekliyoruz.

2022 tarihli The Menu de sınıf çatışması ve hissizleşmeyi zengin olup sınıf atladıktan sonra amacını kaybetmiş bir şef metaforu üzerinden anlatıyordu.

#sinema yazısı