Peri Gazozu
Her bültende son okuduğum kitaplardan en beğendiğim için Goodreads’e yazdığım incelemeyi paylaşıyorum.
Nuri Bilge Ceylan’ın Cannes’da Jüri Büyük Ödülü alan Bir Zamanlar Anadolu’da filmini izlediyseniz, cinayet soruşturması için katile yer gösterme yaptıran savcı, komiser ve doktorun bir gece konuk olduğu köyün muhtarı rolünde Ercan Kesal’ı hatırlarsınız. Köy mezarlığının tamir edilmesi gibi normal ve köye Almanya’dan ölmüşlerine veda etmeye gelecekler için morg inşa edilmesi gibi normalüstü projeleri olan muhtara beyazperdede can verirken, filmin hikâyesini oluşturmanın ve Nuri Bilge - Ebru Ceylan çiftine senarist olarak eşlik etmenin rahatlığı her halinden belli oluyor. Çünkü 12 Eylül’den sonra Ege Üniversitesi’nde tıp eğitimi alan Kesal, zorunlu hizmetini yaptığı dönem işte tam da böyle tablolarla karşılaşıyor. Taşra hekimi olarak her anlamda uzmanlığı da insanlığı da zorlanıyor, otopsi yapıyor, savcılarla dolaşıyor, kasabalı ilginçlikleriyle uğraşıyor. O bakımdan Peri Gazozu bana Ceylan’ın filminden tanıdık geldi. Hem kitabın akışı hem de Kesal’ın dili çok iyi, çok olgun. Mini öykücükler, çocukluğa dair güzel anılar ile zor bir geçmişin karışımını güzelce resmederken, yer yer de Parkinson hastalığının sonundaki babasına gidip gelen bir bilinç akışına evriliyor. Her bölüm tekrarlayan bir tema üzerinden ilerliyor. Formül olarak basit sayılabilecek bir nesne, söz gelimi bir battaniye, Ercan Kesal’ın elinde bir zaman yolculuğuna çıkıyor ve insanın içine işliyor. Hele Cengiz Aytmatov’un Cemile’sine gönderme yaptığı bölüm hem güldürdü hem de hüzünlendirdi. Anadolu’yu da İstanbul’u da tanıyan, devrimcilikten de patronluktan da anlayan bir hekim-aydın Ercan Kesal. Kitabı ısrarla öneririm.
