Mezarlık
Her bültende son izlediğim film veya dizilerden en beğendiğim için yazdığım bir incelemeye yer veriyorum.
Bir zamanlar Asmalı Konak dizisinin yapımcısı olarak hatırladığımız Abdullah Oğuz’un, yönetmenlik yaptığı film ve diziler içinde belirgin olarak başarı gösterdiği bir tür var. Hiper gerçekçi polisiye olarak adlandırabileceğim bu türde ilk olarak ürettiği Kanıt dizisinde, ünlü kriminolog Prof. Dr. Sevil Atasoy 100 bölümün her birinin başlangıcında çıkıp vakayı ve çözülme sürecini tane tane anlatmıştı. Dijitale çektiği Mezarlık ise, ilk sezonu 2022’de yayınlandığında ancak belirli bir kitleye ulaşabilmişti. Açıkçası ben de o dönem seyretmemiştim. İlk sezonda her bölüm yaklaşık iki saatlik bir film şeklinde çekilmiş, dolayısıyla aslında dört bölümlük bir mini diziden ziyade, dört filmlik bir seriyi peş peşe izliyorsunuz. İkinci sezonu ise dizi formatında, toplam sekiz bölümden oluşuyor. Kanıt dizisi gibi başında kriminolog çıkıp anlatmıyor ancak kanıt toplama sürecinden otopsisine, soruşturma yürütme biçiminden emniyet amiri ile diyaloglarına kadar olabildiğince gerçek tutulmaya çalışılmış, sanat yönetimi anlamında başarılı bir dizi.

Mezarlık’ın esin kaynağı olarak yukarıda bahsettiğim Fringe dizisi ile birlikte, özellikle ilk sezonun kurgulanma biçimi anlamında Sherlock’u ve karakter dinamikleri anlamında House’u gösterebilirim. Başroldeki Birce Akalay ve yan rollerde özellikle Şehsuvar Aktaş çok iyi. Senaryolar, vakalar orijinal. “Katil kim?” türündeki polisiyelerin en önemli nosyonu olan failin erkenden belli olmaması da yine artı hanesinde yazan önemli bir detay. Üç yıl sonra gelen ikinci sezonuyla şu an Netflix’te olan diziyi öneriyorum.
