Kendi Sesinizi Dinleyin
Kendi sesinizi üç şekilde dinleyebilirsiniz.
Kendi sesinizi duymanın ilk yolu tabii ki sesinizi çıkarmaktır. Sizin sesiniz de tüm sesler gibi havada dağılarak kulağınıza gelir. Ancak ses tellerinizin titreşimi kafatası kemikleriniz tarafından da iletildiği için, sesiniz bir de iç kulağınıza kemikleriniz üzerinden aktarılmış olur. Kemikler alçak frekanslı, yani pes sesleri daha güçlü iletirler. Dolayısıyla kendi konuşmanızı her zaman, gerçekte olduğundan daha pes ve hacimli duyarsınız. Bu ilginç bir metafor olabilir, çünkü demek ki çoğu zaman düşüncelerimizi ifade ettiğimizi zannettiğimiz dil veya ton doğru anlaşılamaz ve iki insan birbirini tam olarak anlayamaz. Avusturyalı felsefeci Ludwig Wittgenstein’ın 1921 tarihli eseri Tractatus Logico-Philosophicus’taki şu sözü bunu destekliyor:
Die Grenzen meiner Sprache bedeuten die Grenzen meiner Welt. / Dilimin sınırları dünyamın sınırları anlamına gelir.
Geldik kendi sesinizi dinlemenin ikinci yoluna. Bir gün bir konuşmanızı video veya ses dosyası olarak kaydedin ve dinleyin. “Bu konuşan ben miyim?” diye düşüneceksiniz. Vurgularım böyle mi? R’leri bazen yutuyor muyum? Şivem bu kadar belli oluyor mu? Hele bir de videonuzu seyretmeyegörün. Nerede suratınızı kaşımışsınız, nerede gözünüzü kısmışsınız, nerede zoraki gülmüşsünüz şıp diye tespit edersiniz. Artık iş hayatında tüm toplantılar Teams, Zoom, Meet gibi çevrimiçi araçlardan yapıldığı için kendi görüntümüzü bir köşede bol bol izlemek zorunda kalıyoruz. Bu dış görünüşle ilgili öz bilinç hali son derece yorucu ve Zoom Fatigue / Zoom Yorgunluğu ismiyle literatüre girmiş durumda.
Şimdi, bunun dışında bir de üçüncü yol var. O da hepimizin her an yaptığı gibi, düşüncelerinizin sizinle konuşmasıdır. Garip ama bazen en yüksek sesle konuşan da onlardır.
Dışarıdan bir ses geldiğinde, ses dalgaları nasıl kulak zarına çarparak beyne sinir iletimi yapıyorsa, kendinizin veya bir başkasının konuşmasını zihninize getirdiğinizde de dışarıdan bir ses dalgası gelmese dahi beyin aynı sinir iletimini gerçekleştirir. Her iki durumda da şakak bölgenizde bulunan temporal lobdaki işitsel korteks uyarılır. Bazen zihninizdeki sesler o kadar gerçekçi olur ki, dışarıdan mı geliyor ayırt edemezsiniz. Bir de tabii şunu eklemek gerek, zihninizden geçen her şey esasında gerçekten farksızdır, yalnızca henüz fiziksel olarak tezahür etmemiştir. O bakımdan düşüncelerinizin de sorumluluğunu almanız ve kontrolünü sağlamanız gerekir. Roma’nın filozof imparatoru Marcus Aurelius’un Meditations kitabında dediği gibi:
The soul becomes dyed with the color of its thoughts. / Ruh, düşüncelerinin rengine bürünür.
Düşüncelerinizi ve dolayısıyla özünüzü aydınlık renklere büründürme yolculuğunda yanınızda olan Kendimce Düşünceler haftalık bültenini okuduğunuz için teşekkür ederim. Hadi başlayalım.
Kendimce Düşünceler bültenine abone olmak ücretsiz. Hadi siz de katılın!