Utku Cevre

İstemem, Eksik Olsun

Kendimce Düşünceler’in ikinci sezonunun ikinci sayısından herkese merhaba! Bir hatırlatma, pazar kahvelerinize eşlik eden en sevdiğiniz kültür-sanat-felsefe fanzini bu sezon iki haftada bir yayınlanıyor. Film ve kitap önerileri kesintisiz devam ederken, beşli listeler, beşli çağrışımlar, blog yazıları ve başlangıç yazıları için önerilerinizi ilgiyle takip ediyorum. Sohbet bölümünde bununla ilgili bir başlık açacağım. Bültene abone olanları beklerim. Fransız oyun yazarı Edmond Rostand’ın en meşhur eseri 1897 tarihli Cyrano de Bergerac’tır. Başkarakterini hepimiz koca burnuyla tanırız, ancak gerçek hayatta 17. yüzyılda yaşamış olan Cyrano’nun burnunun oyundaki gibi dev olduğuna dair bir kanıt yoktur. Kurmacanın güzelliği bu ya. Yoksa mağrur vikont De Valvert “Burnunuz ne kocaman!” dediğinde Cyrano bin türlü yaratıcı cevabıyla nasıl rezil ederdi rakibini? Kendi burnunu benzettiği türlü nesneden sonra, eldiveni bile olmadığına dem vuran vikonta şöyle cevap verir kahramanımız:

Yoksa eldivenim ne çıkar!
Bir tanecik kalmıştı babamızdan yadigâr,
Yanımda bulunsaydı yine kullanacaktım;
Ne çare birisinin suratında bıraktım!

Burun tiradı çok meşhurdur ancak orijinalinde “Non, merci! / Hayır, teşekkürler!” olarak geçen bir başka tiradı, Cyrano de Bergerac’ı dilimize ilk defa kazandıran Prof. Sabri Esat Siyavuşgil çeviride şu tabiri kullanarak adeta yeniden yazmıştır: “İstemem, eksik olsun!” (Maalesef Siyavuşgil çevirisi yeniden basılmıyor, ancak sahaflardan bulmak mümkün, bu da bir not olsun). Cyrano’nun çok sayıda sinema uyarlamasından en bilineni Jean-Paul Rappeneau’nun yönettiği ve başrolünde Gerard Depardieu’nun yıldızlaştığı 1990 tarihli aynı adlı film. Vaktiyle televizyonda izlerken Rüştü Asyalı’nın harika seslendirmesiyle akıllara kazınan bu tiradı aşağıda paylaşmak istedim:

En yakın dostu Le Bret’e attığı tiradın sonunu şöyle bitirir Cyrano:

Velhasıl bir tufeyli (asalak) sarmaşık zilletiyle (hor görülecek davranışıyla)
Tırmanma! Varsın boyun olmasın söğüt kadar,
Bulutlara çıkmazsa yaprakların ne zarar?
Kavaklar sıra sıra dikilse de karşına
Boy ver, dayanmaksızın, yalnız ve tek başına!

Bunca beylik söze rağmen sevdiği kadın Roxanne’e aşkını ilan edemez Cyrano. Rostand’ın güzel söylemiyle, Roxanne’e yıllardır bir başkası yazmış gibi götürdüğü mektupların altında adı yoktur belki ama bütün bu göz yaşları onundur. Bu denli gururlu, özgüveni yüksek bir karakter sevdiği kadına onu istediğini neden söyleyemez? Burnundan utandığı için olamaz herhalde.

Gerçek Cyrano de Bergerac’ın Ay’da yaşayan daha akıllı bir toplumu konu eden 1657 tarihli bir de kitabı var.

Şimdi Cyrano örneğini düşünüp bu sayının sorusunu soralım. İnsan bir hayat boyu heybesindekilerin tamamını elde etmeye çalışmalı mıdır? Alçak daldaki elmaları toplamamak kaba tabirle enayilik midir? Yoksa, bazen her şeyi istememek, eksik olsun diyebilmek bir erdem midir? Öz varlığını tutarlı, yüksek karakterli tutmanın ödünü isteklerini dizginleyebilmekten mi geçer? Yorumlara beklerim.

İçinde burun geçen deyimleri saysak sayfalar tutacakken, iki haftada bir burnunuzda tütmeyi bir borç bilen Kendimce Düşünceler’i okuduğunuz için tekrar teşekkürler. Hadi başlayalım.

Kendimce Düşünceler bültenine abone olmak ücretsiz. İlham vermesi için hadi siz de katılın!

#kişisel_gelişim