Utku Cevre

İki Yol

Mavisakal müzik grubu 1997’de İki Yol adlı single’ı çıkardı ve şarkı, grubun solisti Genç Osman Yavaş’ın İsviçre’de büyümesinden ileri gelen kendine has tarzı ve tonlamasıyla belleklerde yer etti, radyo ve televizyonlarda yıllarca çaldı. Nasıl başlıyordu, hatırlar mısınız?

Neden soruyorsun / Nereye gideyim? / İki yol var demiştim / Hangisini seçeyim?

Şimdi bu iki yol mevzusu çok ilginç, çünkü hayatta karşımıza çıkan her viraj, istisnasız hep iki yola ayrılır. Metaforik bir arabada olduğunuzu hayal edin. Ucu bucağı görünmeyen yollarda direksiyonun başındasınız. Mola mı versem, yoksa az daha dişimi sıkıp varacağım hedefe erken mi ulaşsam düşünceleri zihninizi sarmış. Navigasyonunuz var, robotik bir sesle gitmeniz gereken yolu işaret ediyor. Bayağı da ısrarcı. İşaret ettiği yol, kâğıt üstünde en verimlisi, otoyol belki. Bir de seçilmeyen yol var. Düşünüyorsunuz, acaba orası nasıl? Biraz deniz havası almak iyi gelmez mi? Ya taşlı, topraklı bir yolsa, lastiğe bir şey olursa? Yol üstündeki pideciyi denemek hoş olmaz mıydı? Ya yolu çok uzatırsanız? Ya geç kalırsanız? Şansınızın, o anki maceraperestliğinizin sonuçlarına olumlu / olumsuz katlanmak her zaman sizin elinizde. Her virajda değil ama bazılarında seçilmemiş yolu seçmek iyi olabilir. Şair Robert Frost’un “The Road Not Taken / Gidilmemiş Yol” şiirinin sonundaki gibi (Kendim çevirdim, profesyonel şairler ve çevirmenler kusura bakmasın):

Two roads diverged in a wood, and I— / I took the one less traveled by, / And that has made all the difference.

Ormanın birinde yol ikiye ayrıldı ve ben— / Daha az gidilmişini seçtim, / İşte bu yarattı tüm ayrımı.

Kolay mıdır bu seçim? Daha zor bir seçim sunayım. Bir yolculuktasınız, gideceğiniz yere iki yol açılmış. İkisi de birbirinden beter. Kırk katır mı kırk satır mı? Aşağı tükürsem sakal, yukarı tükürsem bıyık. Amerikalıların “between a rock and a hard place” dediği türden bir seçim. İki cami arasında kalmış beynamaz. Bu durumu ifade eden öyle çok deyim var ki şaşarsınız. Hangisini seçeceksiniz?

two roads between trees

Hugo Pratt’ın ünlü kahramanı Corto Maltese, 10 yaşında Cordoba’da yaşarken annesi Nina’nın Amalia adındaki bir falcı arkadaşına avuç içini uzattığında, kadın dehşete düşer ve Corto’ya kader çizgisi olmadığını söyler. Corto bozuntuya vermez ve hemen eve dönüp babasının usturasını alır, avuç içine kader çizgisini kendisi çeker (önemli not: bahsedilenin hayali bir karakter olduğunu unutmayın ve sakın kesici aletlerle oynamayın). Buradan alınacak ders şu. İki yol uzandığını görüyorsunuz, ikisinin de sonu hoş değil. O zaman kendi yolunuzu kendiniz açın. Yolunuzu bulurken yanınızda olmasını istediğim Kendimce Düşünceler bültenini okuduğunuz için tekrar teşekkür ederim. Hadi başlayalım.

#kişisel_gelişim