Utku Cevre

Identity

2003’te, yani ilk çıktığı dönemde sinemada izlediğim bir filmi Netflix’te görünce tekrar ziyaret ettim. Sizlere de öyle oluyor mu bilmem ama, aradan geçen sürede birçok filmin veya kitabın genel kurgusunu, vurucu sahnelerini, düğüm noktalarını hatırlasam da, eserin olay örgüsünü sanki ilk defa görüyormuş gibi oluyorum. Identity’de de aynı duyguları yaşadım. 90 dakikalık süresiyle gönüllerde taht kurdu, daha önce de söyledim, yeni filmlerin çok uzun olmasını çok sıkıcı buluyorum (istisnalar hariç). Konusu tek cümleyle: Fırtınanın yolları kapattığı bir gecede, 10 yabancı bir motelde buluşur (bu kadar yazayım, sürprizi kaçmasın). Gerilim ve gizem türlerinde olan filmde oyuncu yönetimi çok iyi. Zaten yönetmen James Mangold ne çekse, kimle çekse izlenir, en iyi işi herhalde 2018 tarihli Logan’dır. Başrol John Cusack, ne oynasa izlenir, onun da en iyi işleri bence 1989 tarihli Say Anything (müzik setini havaya kaldırdığı meşhur sahnesiyle) ve 2000 tarihli Nick Hornby uyarlaması High Fidelity’dir. Usta aktör Alfred Molina’yı da bir yan rolde izlemenin keyfini yaşıyoruz. Çabuk akan, gizemini iyi saklayan bir yapım Identity. 2000’li yılların filmi havasını da sonuna kadar veriyor. Türün meraklılarına öneririm.

Filmden bu karede soldan sağa: John Hawkes, rahmetli Ray Liotta, Amanda Peet ve John Cusack.

#sinema yazısı