Hayat Hikâyemiz
Hikâye anlatıcılığı günümüzün en önemli yetkinliklerinden biri. Öğrencilerinin ilgisini çekmek isteyen bir öğretmenden, müşterilerine ürettiklerini veya hizmetlerini aktaran bir iş insanına kadar, karşı tarafa bir bilgi aktararak, amacınız neyse buna ulaşmaya çalışmanız gereken her durumda artık ezber nicelik ve nitelikleri saymak yetmiyor. İnsanlar rasyonel akıllarıyla bir şeyleri yorumlamak istemiyor, hiçbir zaman istemediler. Duymak, hissetmek, güvenmek ve belki de dinledikleri öykünün bir parçası olmak istiyorlar. Şimdi bu belirli bir alışveriş için anlatılan-dinlenen hikâye, başı ve sonu, ana teması, belki başlığı ve olay örgüsü bile belli. Bir de fark etmeden her birimizin yazdığı bir hikâye var. Hayatımız. Hepimiz başrolünün kendimiz olduğunu umduğumuz bir piyesin, bir filmin içindeyiz. Peki gerçekten enerjimizin çoğunu kendi hayatımızın başrolünde olmaya mı harcıyoruz, yoksa bir başkasının hayatının yardımcı rolü olmaya mı? Yoksa film akarken biz seyirci koltuğunda dinleniyor muyuz?
Kontrolü elde tutmanın sorumluluğu, kontrolün elinizden kaçıp gitmesinin stresiyle iyi arkadaştır, bazen bir şeyler içip sizi çekiştirmek için buluştukları bile olur. Bence bize iyi gelecek olan, tıpkı yokuş aşağı giden bir bisikletin pedallarını salacağımız gibi, akışa bırakıp tadını çıkardığımız hayatımız için yol yokuş yukarı dikleştiğinde biraz çaba göstermeyi alışkanlık haline getirmek. Bisiklet tek kişilik ancak sevdiklerimizle yan yana sürmek serbest. Kendi yolculuğumda bana eşlik eden, vakit ayırıp okuyan sizlere tekrar teşekkür ederim. Hadi başlayalım.