Engereğin Gözü
Her bültende son okuduğum kitaplardan en beğendiğim için Goodreads’e yazdığım incelemeyi paylaşıyorum.
Zülfü Livaneli'nin sürükleyici kitaplarını senede birkaç tane olmak üzere okurken, kronolojik sırayla gitmiyorsanız ilk aklınıza gelecek eser değil Engereğin Gözü. Ben de kitabı bilmeme rağmen, birkaç hafta önce Der Spiegel dergisinin, dünyanın en iyi yüz romanı listesinde yer vermesi sonucu merak ettim. Orijinal ismi Engereğin Gözündeki Kamaşma olan kitabı, yayınevinin de uyarısıyla daha akılda kalır bir isme dönüştürmüş yazar. Sonundaki söyleşide "Kitaplarımı ölünceye kadar dilediğim gibi değiştirme hakkını saklı tutuyorum," diyor. Yeniden yazma, kendini ve eserini yeniden tanımlama, değişime inanma ülküsünü hiç yitirmeyen bir yazarın oldukça cesur bir açıklaması olarak kabul ediyorum. "Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm" kitabını da bu şekilde son haline getirmesi 30 yılını almış. Kaldı ki, bir kurmaca eser yayınlandıktan sonra biraz da sizin olmaktan çıkıyor. Artık o, okuyucunun zihninde bambaşka bir biçimde tınlayan, zaten yazdığınız formundan çoktan dönüşmüş bir tekil nesne. Bunu değiştirmek, bazen okuyucunun bir kutsalına laf etmeye eşdeğer. Bu şartlarda değişikliğin en azından kitabın ismiyle sınırlı kalmasını sakinleştirici buldum.

Kitaba gelirsek, özellikle ikinci yarısında artan temposuyla sonunu merak ettiriyor. Ancak bu bir olay örgüsü kitabı değil. Bir çeşit edebiyat geleneğine saygı duruşu. Zaten Livaneli, yapıtını tarihi kitap olarak sınıflandırmak istemiyor. Usta okumuş mudur bilmem ama, kendisinden birkaç yıl önce yayınlanan Puslu Kıtalar Atlası'nda İhsan Oktay Anar'ın ortaya koyduğu üst düzey postmodernist anlatıyı da andırıyor. Yani onu seven bu kitabı da sever. İngilizce çevirisinin adı olan "Eunuch of Konstantinople" yani "Kostantiniyye Hadımı"na göre çok daha anlamlı bir ismi olduğunu da belirtmeliyim. "Çeviride kaybolmak" denilen kavrama iyi bir örnek. Kitabın yine de bilgilendirici tarzıyla tarihi tekrar okuma isteği yarattığını söyleyebilirim. Kösem Sultan, Dördüncü Murad, Deli İbrahim ve tahta çocuk yaşta çıkan Dördüncü Mehmet'i biraz daha tanımak istiyor insan. Osmanlı'nın henüz duraklamaya geçmediği en kanlı dönemlerinden birini hatırlattığı için teşekkürler. Öneririm.
