Dünyaya Düşen Adam
Kendimce Düşünceler’in ikinci sezonunun beşinci sayısından herkese merhaba! İki haftada bir, hayatın akışının içinde beni durduran bir cümleyi, bir anıyı, bir duyguyu ya da bir fikri buraya bırakıyorum. Bu bazen bir film sahnesi oluyor, bazen bir kitap cümlesi, bazense kendi tecrübemden bir tereddüt. Eğer bu küçük düşünce durakları sizin de hoşunuza gidiyorsa, bu yayına abone olup onların size de uğramasına izin verebilirsiniz. Aydınlanma Çağı’nın öncülerinden Fransız düşünür Voltaire’in klasik romanı Candide ya da İyimserlik, başkarakter Candide’in, filozof Pangloss’un etkisiyle benimsediği iyimserlik öğretisinin, kaderini aramak üzere dünyanın dört bir yanına savrulduğu bir yolculuk boyunca sınanmasını konu alır. Vestfalya’da başlayıp, bir dönem fantastik El Dorado kentini bile ziyaret ettiğimiz bu heyecanlı romanın finalinde İstanbul’da küçük bir çiftliğe yerleşen kahramanımız, olasılıkların en iyisinde yaşadıkları ve başlarından geçen her şeyin onları bu noktaya getirdiği argümanına karşı şu cevabı verir:
Cela est bien dit, répondit Candide, mais il faut cultiver notre jardin.
Güzel söz, diye yanıtladı Candide, ama bahçemizi ekip biçmemiz gerek.
Alman hezârfen1 Gottfried Leibniz, Isaac Newton’la aynı anda calculus’u bulmasının yanı sıra, romanda Pangloss ile temsil edilen, her şeyi olağanlıkla rasyonalize etme akımının da fikir babasıdır. Voltaire, Candide’in ağzından bu akıma eleştiri getirerek, çevrenin genişliği fark etmeksizin çabalamak suretiyle bir anlam arayışına girmeyi, kuru bir iyimserlik veya kötümserlikle beklemeye yeğlediğini ifade eder.
Tüm dünyada mühendislerin saygısına mazhar olan Sırp asıllı Amerikalı mucit Nikola Tesla sanıyorum Voltaire’in önerdiği yaklaşımın en nadide örneği. Tesla’nın ekip biçme hayalini kurduğu bahçesi gezegenimizin ta kendisi, yetiştireceği ürünü ise insanlığı bir araya getireceğine inandığı kablosuz vericisiydi. 1919 tarihli “İcatlarım / My Inventions” isimli otobiyografisinde ayrıştırmaya dayalı olan atom enerjisi gibi sınırsız güç elde etme çabalarının felaketten başka bir şeye yol açmayacağını belirtirken, maddi faydadan ziyade birleştirmeye ve uyuma yönelik icatlar için emek harcamayı önemsediğini şöyle anlatıyor:
Ben, bir telafi yasasına kesin olarak inanırım. Gerçek ödüller, daima harcanan emek ve yapılan fedakârlıkla orantılıdır.

2016’da aramızdan ayrılan David Bowie 20. yüzyılın en önemli çok yönlü sanatçılarından biri. Hem müzisyen hem de beyazperde personası olarak benzersiz olduğu kesin. Nolan, The Prestige’deki Tesla rolü için Bowie’nin peşinden koşmasının nedenini, sanatçının 1976’da başrol oynadığı The Man Who Fell to Earth (Dünyaya Düşen Adam) filmine gönderme yaparak şöyle aktarıyor:
Tesla, başka bir dünyadan gelmiş gibi, zamanının çok ötesinde biriydi. Bir noktada fark ettim ki o, aslında “Dünyaya Düşen Adam”ın ilk haliydi.
Bu vesileyle, hayalleri uzaya uzanan tüm ustaları Bowie’nin 1969 tarihli unutulmaz şarkısı Space Oddity ile analım.
Hayallerinizin emeklerinizle süslendiği bu yolculukta yanınızda olan Kendimce Düşünceler’i okuduğunuz için tekrar teşekkürler. Hadi başlayalım.
Kendimce Düşünceler bültenine abone olmak ücretsiz. İlham vermesi için hadi siz de katılın!