Dune: Part One & Dune: Part Two
Her bültende son izlediğim film veya dizilerden en beğendiğim için yazdığım bir incelemeye yer veriyorum.
Frank Herbert’ın klasiği Dune, tüm zamanların en çok satan bilimkurgusu olmasının yanı sıra, din, politika, ticaret, antropoloji, filoloji, biyoloji ve özellikle de ekolojiyi bir arada harmanlayan önemli bir “dünyalar yaratımı” içeriyor. Bu anlamda ihtiva ettiği pseudo-bilimsel öğelerle epik fantezinin sınırlarına da girer. O kadar ki, sonu gelmiş bir soydan gelen ve egzotik halklardan bir ordu kurarak imparatorun karşısına dikilen savaşçı peygamber Paul “Muad’Dib” Atreides’in ve Dune öyküsünün esintilerini, yoğun olarak George R. R. Martin’in Game of Thrones’unda, soyu kırılmış hanedanın varisi Daenerys “Khaleesi” Targaryen’in çöllerden topladığı ordusunda görebiliriz. Roman daha önce 1984 senesinde David Lynch tarafından stilize bir biçimde sinemaya aktarılmış, 2000 yılında ise dört bölümlük vasat bir mini diziyle tekrar uyarlanmıştı. Şu ana kadar enteresan şekilde nispeten başarılı uyarlamaları yalnızca video oyunları dünyasına yapılan kitabın, nihayet çağımızın en yetenekli yönetmenlerinden biri olan Denis Villeneuve’ün elinde hakkını bulduğunu söyleyebiliriz.

Öncelikle Dune: Part One’ı bilerek Dune: Part Two ile peş peşe izlediğimi belirtmeliyim. Zira asıl olay, tıpkı Star Wars ve The Lord of the Rings serileri gibi hep ikinci filmlerde kopar. Burada da bir istisna olmuyor. Villeneuve ilk filmi uzun bir hazırlık dönemi gibi değerlendiriyor ve karakterleri genişçe tanıtıyor. Aksiyon düzeyi düşük olsa da entrika tarzını sevenler için eğlenceli diyebilirim. Özellikle romanın hayranları için birçok detayı vermeye çalışması, tabiri caizse hiçbir masraftan kaçmaması son derece saygı duyulası. Villeneuve bilimkurgu türüne 2016’da çektiği Arrival filminden zaten aşina. Dolayısıyla türün doğasında yer alan görsel efektlerin yerli yerinde kullanımı konusunda çok iyi. İkinci film bu dalda bir de Oscar heykelciği kazandı. Herkesin merak ettiği Arrakis gezegenindeki solucanların tasarımına özellikle şapka çıkarmak lazım. Her şeyiyle dev hissini veriyor. Farklı fraksiyonların mücadelesine, özellikle de Bene Gesserit topluluğuna yer veriş şekli yeterli (bu konuyu daha da açmak için bir de Dune: Prophecy isimli dizi çekildi). Belki Muad’Dib’in yükselişi biraz hızlı geçilmiş olabilir, bir başka kurguda buraya daha çok yer verilebilir. Filmin büyük başarısı üzerine Dune: Messiah isimli serinin son halkasının da çekimleri onaylanmış, hevesle bekliyoruz. Bu güzel uzay epiğini iki filmiyle birden BluTV’den izleyebilirsiniz.

Kendimce Düşünceler bültenini her hafta Pazar sabahları yayınlıyorum. Sadık bir dost gibi, söz verdiği saatte e-postalarınızda olsun istiyorum. Abone olmak ücretsiz. Hadi abone olun.
Keyif aldıysanız lütfen bültenin hemen üst veya alt bölümlerinde yer alan kalp simgelerine tıklayarak beğenilerinizi gönderin. Görüş bildirmek isterseniz bültenin hemen altına yorum ekleyin, mutlaka cevaplarım.
Son olarak, okumayı, öğrenmeyi ve gelişmeyi seven arkadaşlarınızla ilginç bir şeyler paylaşmayı seviyorsanız, lütfen aşağıdaki butona tıklayarak Kendimce Düşünceler bültenini paylaşın.
Görüşmek üzere, sevgiyle kalın 👋