Drama Üçgeni
Diyetisyenler ofislerini neden tatlıcıların üst katına açar?
Hayatın gizemli bir sırrını vermiş değilim tabii ama şu ana kadar fark etmediyseniz Google haritalarda yapacağınız kısa bir aramayla beslenme uzmanları ve pastaneler arasındaki korelasyonu tespit edebilir, hatta size en yakın olay mahaline intikal edip birer kazandibi yiyebilirsiniz. Şimdi, bu soruyu sesli sorunca hemen linç kaslarımız çalışmaya başlıyor ve aklımıza, Kemal Sunal’ın başrol oynadığı Garip filminde kızı mahallenin pencerelerini taşladıktan sonra hiçbir şey olmamış gibi “Camcı!” diye seslenerek oradan geçen baba geliyor. Hot dog severlerin tek yürek olduğu Amerika’da sosis paketlerinin onlu, sandviç ekmeklerinin sekizli satılması noktasından bir pazarlama numarası olduğunu da zannetmediğim ilk cümledeki sorumun cevabı, bence şu sorunun cevabıyla aynı: İnsanları kurtarmayı neden severiz?
Chuck Palahniuk’un “Choke / Tıkanma” kitabında başkarakter Victor Mancini, hayatını restoranlarda yutamayacağı kadar büyük lokmalarla yemek yiyip boğulma tehlikesi yaşayarak kazanır. Restoran müşterilerinden kendisini kurtaran kişi (henüz ölmediğine göre illaki birisi kurtarır), Victor’un da acındırmasıyla ömrü boyunca onu arayıp sorar, kart atar ve para gönderir. Kitaptan alıntılamak gerekirse:
Biri hayatınızı kurtardığında sizi sonsuza dek sevecektir. Şu eski Çin geleneğini bilirsiniz. Hayatınızı kurtaran kişi, sonsuza kadar hayatınızdan sorumlu olur. Artık onların çocuğu gibi olursunuz.
Psikiyatrist Stephen Karpman’ın 1968’te ortaya attığı, kendi ismiyle anılan Karpman Drama Üçgeni teorisine göre, insanlar çoğu zaman kendilerini her bir köşesi ayrı bir rolü temsil eden bir üçgenin içinde bulur. Bu roller, insanları suçlayan ve eziyet eden Zalim, kendini mağdur ve çaresiz hisseden Kurban ile mağdur olan role yardımcı olan, ancak tabiri caizse balık verip balık tutmayı öğretmeyen ve kendine bağımlı hale getiren Kurtarıcı olarak isimlendirilir. Bu teoriyi ilk defa duyan insanlar genelde kurtarıcı rolünün neden bu dramanın köşelerinden birinde yer aldığını anlayamazlar. Nedeni aslında basit. Çünkü kurtarıcı, kurbanda bir değişiklik göremedikçe zalimleşir.

Danışmanlık vermekle yükümlü olan herhangi bir meslekten birinin, danışanında hararetle dert aradığı, dertsiz başına dert açmasına ramak kaldığı bir sahneye şahit olduysanız ne demek istediğimi anlarsınız. Kurtarıcı rolüne soyunduysanız elinizin altında kurban rolünde birilerinin olması gerekir, ki girdiğiniz rolün bir anlamı olsun. “Kendimizi korumak için ne yapabiliriz?” diyebilirsiniz. İnsanların size yardım ettiği kadar siz de kendinize yardım edin. Yani beslenme programını alın, tartılın, sevinin ve kutlamayı alt kattaki tatlıcıda yapmayıverin. Bu kısır üçgeni kırma yolculuğunda yanınızda olan Kendimce Düşünceler’i okuduğunuz için tekrar teşekkürler. Hadi başlayalım.
Kendimce Düşünceler bültenine abone olmak ücretsiz. İlham vermesi için hadi siz de katılın!