Deadpool & Wolverine
Deadpool’un karakter olarak tüm süper kahraman / süper kötülerden farklı olmasının esbabımucibesi kendisinin bir hayal ürünü olduğunu bilmesidir. Çizgi romanlarında nasıl dördüncü duvarı yıkıp okuyucuyla konuşuyorsa, filmlerinde de Ryan Reynolds’ın eğlenceli oyunculuğuyla dördüncü duvarı yıkıp geçiyor. Serinin ikinci filminden altı yıl sonra, tam da Disney stüdyoları 20th Century Fox stüdyosunu, elindeki tüm film haklarıyla birlikte satın almış ve Marvel Sinematik Evreni’ni (Sony’de kalan Venom gibi birkaç anti-kahraman dışında) bir araya getirmişken, klasik bir Deadpool öyküsüne yakışır şekilde, başkarakterimiz gerçek hayatta yaşanan bu olayı film evrenine taşıyor ve bu şekilde çalışmayı reddediyor. Film içinde gerçek içinde film.

Yönetmen Shawn Levy, Hugh Jackman’ın kişisel olarak en sevdiğim filmlerinden biri olan Real Steel’de yıllar önce gösterdiği performansı, son yıllarda Ryan Reynolds’ın başrolde olduğu bilimkurgu komedileri ve Stranger Things dizisinde yönettiği bölümlerle tekrarladı. Bu film açıkçası bir yönetmen film değil ancak absürt senaryoya rağmen oyunculardan gerçekçi performanslar alma başarısını göstermiş. Wolverine rolünde Hugh Jackman her zamanki gibi (filmde Deadpool’un da sıklıkla vurguladığı üzre herhalde 90 yaşına kadar Wolverine oynatacaklar). Artık unutulmaya başlayan (bir zamanlar filmi çekilmiş) çizgi roman kahramanlarını onurlandırması güzel. Binlerce göndermesinin hepsi yerli yerinde, müzik seçimi olumlu anlamda şaşırtıcı ve ilgilisini cidden kahkahalarla güldürebilecek esprileri var. Ben filmi bir tür homaj olarak gördüm. Özellikle de Hiçlikte geçen bölüm ile Mad Max’e, TVA denilen organizasyonun Britanyalılığı üzerinden de Otostopçu’nun Galaksi Rehberi ve Dr. Who’ya selam çakıyor. MCU’nun Çoklu Evren temasını desteklemesi ve Thor konusunda ağzını gevşek tutmasıyla daha uzun süre Deadpool filmleri izleyeceğiz gibi görünüyor. Şiddet düzeyi rahatsız etmiyorsa ve bu film türüne meraklıysanız mutlaka bir şans verin derim. Disney Plus üzerinden seyredebilirsiniz.
