Utku Cevre

Cumhuriyet 101

Cumhuriyet (Republic) kelimesi, Latince Res publica deyiminden gelir. Res yani “İş” ve Publica yani “Kamu” kelimelerinin birleşiminden oluşur ve birebir karşılık olarak “Kamusal İşler” anlamına gelir. Demokrasi ise, Latince Demos yani “Halk” ve Kratos yani “Güç” kelimelerinin birleşiminden oluşur ve birebir karşılık olarak “Halkın Gücü” demektir. Az sayıda doğal kaynak zengini ülke dışında, dünyadaki tüm ülkeler meşruti monarşi veya cumhuriyet rejimleri ile idare edilmelerinden bağımsız olarak demokratiklikleri ölçüsünde geliştiler ve zenginleştiler. Bu artık üzerinde fikir birliğine varılmış bir doğru. Ülkemizin kurucusu, Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk de işte bu gerekçeyle, Birinci Dünya Savaşı sonrası imparatorluk devirleri son bulup ulus devlet modeline geçen birçok ülke gibi Türkiye’yi de monarşiden cumhuriyet rejimine geçirdi. Hedefi tabii ki bunu da bir basamak haline getirmek ve batılı anlamda demokrasiyi hayata geçirmekti. Bu kadar uzun süre teokrasiden de güç alarak mutlak monarşi ile yönetilme alışkanlığı olan topraklardan yine bu kadar kısa süre içinde demokratik ve laik bir devlet çıkarmak hem kurucu babalarımızın mahareti hem de “Cumhuriyeti biz böyle kazandık!” diyen halkımızın feraseti. Defalarca kesintiye uğramasına rağmen işte bu yüzden demokratik haklarından ödün vermemeye çalışan ve her seferinde demokrasi talep eden bir toplumuz. Dünyada yirmi birinci yüzyıla geldiğimizde demokrasi sıklıkla popülist politikaları beraberinde getiren bir tür kaynak kullanım meşruiyeti aracına dönüşme eğiliminde. Roma’yı ikiye bölen Kavimler Göçü’yle tohumları atılan devletler (Türklerin Orta Asya’dan göçünü de bunun hemen arkasına ekleyebiliriz) ve oradan doğup dünyaya yayılan birçok ulus, iki büyük değişime karşı demokrasilerini test ediyor:

  1. Yeni göç dalgası
  2. Teknolojik devrim

Demokrasiyi tağşiş eden, özellikle teknolojik devrimin beraberinde getirdiği, gücün ve insanlığın istikbalinin bu defa devletler yerine belirli dijital oligarkların eline geçtiği ve feodal efendiler şeklinde insanların yalnızca servetleri değil, artık duygu, düşünce, davranışları ve sağlıkları konusunda da doğrudan söz sahibi olduğu teknofeodalizm tehdidi, sanırım önümüzdeki yirmi yılın en uyanık olunması gereken konusu olacak. Fransız İhtilâli’nden sonra düşünür Jean-Paul Marat’ın sarf ettiği şu söz bugünün dünyasına da cuk oturuyor:

"Soyluların aristokrasisini kırmış olmamızın bize ne yararı var, eğer bunun yerini zenginlerin aristokrasisi alıyorsa?"

Cumhuriyetin 10. yıldönümü kutlamaları esnasında Uşak’ta Hüsnü Kazım Özler (Foto Kazım) tarafından çekilen meşhur fotoğraf.

Bu haftaki bülten Cumhuriyetimizin 101. yılı özel sayısı olsun diye düşündüm ve içeriğinin tamamını Cumhuriyetimize ve Atamıza ayırmak istedim. Her hafta olduğu gibi Kendimce Düşünceler bülten yolculuğunda beraber yürüdüğümüz için sizlere teşekkür ederim. Hadi başlayalım.

#kişisel_gelişim