Clickbait
Netflix’te pek sık kullanmadığım “Benzerleri” menüsünün önerdiği 8 bölümlük bir mini dizi izledim bu hafta (Benzerine baktığım dizi Alice in Borderland’di bu arada, ancak Clickbait ile gizemli olması dışında çok ilgisi yok). Çok iyi tanımadığım bir yapımcıdan, az sayıda ünlü oyuncu ile kotarılmış, düşük bütçeli bir yapım ancak anlatım biçiminin sanatta ne kadar önemli olduğunu kanıtlarcasına sırrını iyi saklıyor ve gizem unsurunu hiç kaybetmiyor. Süregelen bir hikâyeyi her bölüm farklı bir karakterin gözünden anlatıyor. Bunu yaparken de aynı öyküyü tekrar tekrar anlatma gibi bir oyuna girmiyor. Dramatik yapıyı kuruyor, olay örgüsünü ilerletiyor, yalnızca iyi bir polisiyenin yapması gerektiği gibi serim kısmını milföy gibi kat kat açıyor.

Aile babası Nick Brewer’ın kaçırılıp hayati bir iddiaya konu edilmesi, sevdiklerinin ve Oakland polisinin ise onu bulma mücadelesi ekseninde başlayan dizi ile ilgili daha fazla spoiler vermeden dizinin beğendiğim birkaç yönünden bahsedeyim. Öncelikle bölümlerin tempo ve uzunluğu son derece yerinde. Her bölüm seyirciyi sıkmadan, bir sonraki bölümü merak ettirerek bitiyor. Dizinin anlattığı birçok konunun yanında bence ana teması algımız ile gerçek olanın çatışması. Geleneksel ve sosyal olmak üzere medyanın iki türüne de eleştiri getirirken, ırkçılık konusundaki duruşunu da açıkça dillendiriyor. Başkarakterlerinden biri Müslüman olan az sayıda Amerikan yapımı işten biri olduğunu da söylemeliyim, bu açıdan cesur buldum. Polisiye sevenler ve ilk çıktığı 2021 senesinde kaçıranlar için bu gizli hazineyi öneriyorum.
