Utku Cevre

Büyümek

Yaş almaya iki şekilde yaklaşabilirsiniz. İlki kötümser bakış açısıyla, artık hiç yapamayacaklarınız için üzülmek. Profesyonel sporcu veya piyanist olamayacağınızın netleşmesi, tek başına Interrail’e çıkamayacağınızın, öğrenci kulübü kuramayacağınızın veya devlet memuriyetine giremeyeceğinizin garantilenmesi gibi. Davranışsal teorinin güzelce tespit ettiği üzre insanlar elindekini kaybetme tehdidi karşısında yeni bir şeyler kazanma fırsatına göre daha fazla risk almaya açık. Dünyamızı saran yetişkin çocukları biraz da bundan sayıyorum, kimse gençliğine günahıyla sevabıyla veda etmek istemiyor. Oysa yaş almaya iyimser bakış açısıyla yaklaşırsanız, geçmişe göre daha sakin, daha bilge ve anlayışlı olduğunuzu görebilirsiniz. Hayatı anlamlı kılan detayları görmede, veri ve olayları sentezleyerek yorumlamada daha mahir olduğunuzu, köklenmiş bir ağacın gövdesi gibi zayıf rüzgârlardan etkilenmediğinizi sezebilirsiniz. Tıp gelişiyor ve longevity zaten orada bekliyor, azıcık oturduğunuz yerden kalkın, azıcık boğazınızı tutun, bilgi ve tecrübenizle yaşam size yeni ve beklenmedik fırsatlar sunsun. Prof. Dr. Osman Müftüoğlu bir röportajında diyor ki:

“Beklenen ömrün uzaması sonucu artık 60 yaşındaki birinin önünde 40 yıl daha var. Böyle bir süre için bir planınız olmalı, birkaç hobi, belki de emekliliğiniz için yeni bir meslek edinmelisiniz.”

Çocukluğumdan beri sabahları özlem ve sevgiyle Atatürk’ü andığım, öğleden sonra ise neşeyle doğum günümü kutladığım, benim için böyle çift anlamı olan bir 10 Kasım daha geldi. Kendimce Düşünceler bülteninin geçen sayısını Mustafa Kemal Atatürk ve Cumhuriyet’e ayırdığım için bu hafta farklı konulara yer vermek istedim. Atamızı edebi istirahatinin 86. yılında minnet ve saygıyla anarken, bu haftalık bülten yolculuğuna merakla eşlik eden sizlere tekrar teşekkür ederim. Hadi başlayalım.

#kişisel_gelişim