Utku Cevre

Benjamin Franklin Etkisi

Hangisi daha erdemli bir davranıştır? Yardım etmek mi, yoksa yardım istemek mi?

Adam Grant, Wharton School’un en tanınmış genç profesörüdür. 2013 tarihli “Give and Take / Vermek ve Almak” kitabında, insanları birçok kişisel gelişim çalışmasının yaptığı gibi iki gruba ayırır. İlk grup olan givers / vericiler ve ikinci grup, takers / alıcılar. Almayı alışkanlık haline getirenlerin önceliği kendi çıkarları, vermeyi alışkanlık haline getirenlerin önceliği ise başkalarına yardım etmektir. Geleneksel olarak rekabetin çok olduğu dallarda, ikinci grubun (takers) daha başarılı olduğuna yönelik bir algı vardır. Gerçekten de satış ekipleri en iyi örnek olmak üzere, verme karakteri yukarıda olan kişiler (givers) genellikle sayısal olarak en başarısız ekip üyeleri olur. Ancak Grant’in ortaya koyduğu gerçek şu: en başarılı ekip üyeleri de verme karakteri yüksek, yani yardım etmeyi önceleyen kişilerin arasından çıkıyor. Yazar bunu bir koşu analojisiyle açıklıyor:

Yardım etmek size 100 metre koşusunu kazandırmaz ama maratonu kazandırır.

Ünlü yönetmen James Brooks’un 1997 tarihli filmi As Good As It Gets’in antisosyal başkarakteri Melvin (usta aktör Jack Nicholson bu rolle üçüncü Oscar ödülünü kazanmıştı), sürekli gittiği restoranda garson olarak çalışan Carol’a âşık olur ve yemek yedikleri bir akşam şu unutulmaz sözleri sarfeder:

Daha iyi bir adam olmak istememi sağlıyorsun.

Carol’un, hasta oğluna bakmakla geçen, saçmalıklara yer olmayan bir hayatı vardır. Melvin ise obsesif kompulsif bir yazardır, kaldırım taşlarının arasına basmamak için sokakta sekerek yürür ve ömrü boyunca kimseye yardım etmemiştir. Peki Carol’a yardım edebildiği her an neden mutlu olur? Yalnızca âşık olduğu için mi? Benjamin Franklin’in otobiyografisinden bir cümleye dönerek bunu açıklayabiliriz.

100 dolarlık banknottaki resminden tanıdığımız Ben Franklin, bildiğiniz gibi ABD’nin kurucu babalarından biri. Otobiyografisinde politik bir rakibiyle nasıl dost olduğunu güzel bir örnekle anlatıyor. Franklin, rakibinden kendi kütüphanesinde olmayan bir kitabı ödünç istiyor, rakibi de haliyle veriyor. Bir süre sonra kitabı geri getirip teşekkür etmesinin ardından, rakibinin ona karşı davranışlarının değiştiğini ve kendisine yaşamının sonunda kadar sempatiyle baktığını yazıyor. Sonra da bu durumu, gelecekte Benjamin Franklin Etkisi olarak anılacak şu çıkarımla açıklıyor:

Size bir kez iyilik etmiş biri, sizin ona iyilik yaptığınız birine kıyasla size tekrar iyilik yapmaya daha yatkındır.

General_BWest_FranklinKeyKite.jpg (1500×867)

Her zerresiyle fikirlerinize karşı olan birinin, size yardım ettikten sonra bir anda en büyük taraftarınıza dönüşmesinin sebebi ancak bilişsel uyumsuzluk kavramıyla açıklanabilir. Psikolog Leon Festinger’in ortaya attığı kurama göre, insanların tutumları ve davranışları paralellik göstermelidir. Geri döndüremeyeceğimiz bir davranışı gerçekleştirdikten sonra çoğunlukla tutumumuzu da değiştiririz. Sizden hoşlanmayan biri size yardım ettiğinde, bunu neden yaptığını kendine açıklayamaz ve “demek ki hoşlanmam gerekiyormuş,” diye düşünerek tutumunu değiştirir. Sözün özü, yardım istemenin size yardım eden kişi için dönüştürücü bir etkisi vardır.

İnsanları anlama yolculuğunda yanınızda olan Kendimce Düşünceler’i okuduğunuz için tekrar teşekkürler. Hadi başlayalım.

Kendimce Düşünceler bültenine abone olmak ücretsiz. İlham vermesi için hadi siz de katılın!

#kişisel_gelişim