Anlamlı Rastlantılar
Yaşamımız boyunca bazı kapıları açar, bazılarını da kaparız. Zaman zaman öyle kapılar olur ki içeri adımımızı atmaya çekiniriz. 2001 tarihli Serendipity filminde başkarakterler Sara ve Jonathan (Kate Beckinsale ve John Cusack) aşk hikâyelerini kaderin ellerine bırakırlar. Sara telefon numarasını, Gabriel Garcia Marquez’in Kolera Günlerinde Aşk kitabının içine yazar. Jonathan ise bir banknotun üstüne. “Kısmet olacaksa olur,” fikriyle hem kitabı hem de parayı New York şehrinde dolaşıma sokar, sonra da rüzgârda uçuşan yapraklar gibi yıllarca oradan oraya savrulurlar. Tesadüf eder mi?
Serendipity kelimesi, Serendip’in Üç Prensi isimli masaldan türetilmiştir (Serendip, Sri Lanka’nın eski isimlerinden biri. Bu masal da polisiye türünün atası sayılır). Bence en güzel çevirisi “Anlamlı Rastlantı”. İlk bakışta bu da bir oksimoron gibi duruyor esasında. Tesadüflerin anlamı olabilir mi? Filmde Jonathan on yıl boyunca her gördüğü kitapçıda bıkıp usanmadan Kolera Günlerinde Aşk’ın, içinde Sara’nın telefon numarası olan cildini arar. Tam da o romanın başkarakteri Florentino Ariza’nın sevdiği kadına ulaşmak için yarım yüzyıl beklemesi gibi. Şimdi bu sabırlı arayışların sonucunda olmayacakların olmasının tesadüfler dışında bir anlamı yok mudur?

Marcus Aurelius’u hiçbir yerden duymadıysanız bile Gladyatör filminin kötü adamı Commodus’un bilge babası olarak hatırlarsınız. Roma İmparatorluğu’nun en uzun süreli barış dönemi olan Pax Romana’nın son imparatoru olan Aurelius, aynı zamanda Kendimce Düşünceler’in harf oyunuyla adını miras aldığı “Kendime Düşünceler” isimli Stoacı felsefi eserin de yazarıdır. Orada şöyle diyor:
Yazgının sana ayırdıklarını hoş gör; alın yazısının sana arkadaş olarak verdiği insanlara gelince, sev onları, hem de olanca gücünle.
Tanıdığımız bir Marcus Aurelius daha var. O da Türk vatandaşlığına geçtikten sonra adını Mehmet olarak değiştiren Brezilyalı orta saha Marco Aurelio. A Milli Futbol Takımı için ilk devşirildiği dönem tartışmaların odağı olan Mehmet, üçüncü olduğumuz 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda takımın değişmez bir parçasına dönüşmüştü. Kaderin karşısına çıkardığı arkadaşları sevmişti. Peki onu takımda tutan şey ismindeki değişiklik miydi, yoksa anlam arayışında gösterdiği sebat mı?

Hayat sizi her zaman adınızla çağırmaz, bazen sizi Marco’yken Mehmet yapar. Bazen gönlünüzden çıkmayacak biriyle karşılaştırır, harekete geçmezseniz burnunuzun ucuna kadar getirir ama gizler. Bazense tek yapmanız gereken şey beklemektir, sabırla beklemek. Hayatın küçük şiirselliklerini fark etmek, uygun düşen anlamları görmek için doğru durmak, her şeye rağmen kendin olmaya, kendini bulmaya çalışmak ne iyidir! Adımız bizde saklı; yazgıya kollarımızı açarken yaşamaya emek vermek ne kadar iç rahatlatıcıdır!
Anlamlı rastlantılar için gözünü dört açmayı seven Kendimce Düşünceler’i okuduğunuz için tekrar teşekkürler. Hadi başlayalım.
Kendimce Düşünceler bültenine abone olmak ücretsiz. İlham, kitap ve film önerileri almak için hadi siz de katılın!