Utku Cevre

500 Days of Summer

Romantik komedi türü meğerse bir insan olsa, kalbinde hafif bir yanma hissedip doktora gitse ve ona ekokardiyografi çekseler çıkan grafik şöyle olur:

  1. Rastlantı sonucu hayatının aşkı olabilecek o kişiyle karşılaşma ve mutluluk.
  2. Yanlış anlaşılma, üzüntü ve kısa ayrılık.
  3. Arkadaşlarla ya da aileyle konuşma ve farkındalık.
  4. Tekrar birleşme ve mutluluk.

Tutan bir formül, yüzlerce kanıtı var.

500 Days of Summer (Aşkın 500 Günü) ise üstteki reçeteye uyar gibi başlayıp, hınzır bir çocuk gibi yaramazlık yapan bir film. Bana kalırsa özelliği ve kendini tekrar tekrar izlettirmesi de burada gizli. O yıla kadar (ne de sonrasında) müzik videolarından başka bir marifeti bulunmayan yönetmen Marc Webb’den şaşırtıcı orijinallikte bir yapım izliyoruz. Başrolümüz Tom (Joseph Gordon-Levitt) mesleğini yapmayan bir mimardır. İşi gücü Summer’a (Zooey Deschanel) abayı yakmaktır.

500days

Film bu âşık olma hâline gerçekçi bir mercek tutuyor, bunu da iki süper yöntemle birden yapıyor. İlki, aşkı şimdiki zamanda değil hatıralarda arıyor. Cidden arıyor; çünkü bu aşk “armut piş ağzıma düş!” değil. Aşk olup olmadığı bile belli değil. İnsan beyninin hatırlama şekline ithafen, film bu sembolik beş yüz günde bir ileri iki geri gidiyor. İkincisi ise, masalsı birkaç anına rağmen (Disney kuşlarının Tom’un başında dolandığı ve halkın galeyana gelip dans ettiği o unutulmaz sahne gibi), acımasızca gerçekçi bir bakış açısıyla sorularını soruyor. Yine unutulmaz bir başka sahnede beklentilerle gerçekleri hakikaten yan yana koyuyor (videosu aşağıda). Hepsini toparlamak ve doğruları yüzümüze vurmak adına, filmi seslendiren o dostane anlatıcı ve yerinde giren nefis müzikler de adeta anılara altyazı oluyor.

Beklediğimiz, o her neyse, gibi bir film değil bu. Komik, heyecanlı, üzücü, romantik, oyunbaz, depresif, olgun, çocuksu, hayalci, gerçekçi, her duyguya her hâle gark eden bir film. Başkarakterini aptal yerine koymaktan çekinmiyor, öyle de cesur. Türü sevenler için de sevmeyenler için de tavsiye listelerinin başına yaraşır. Yaza yaza yaz gelsin diyerek 2009 tarihli filmi Disney+ platformundan izleyebileceğinizi belirteyim.

#sinema yazısı